kabul edenlere karşı ayaklandı. Biliyorsunuz T.C. Anayasasına göre Türkiye'de bölücülük yapmak, bölücü
davranışlarda bulunmak yasaktır. Türk Halkı bunu hatırladı. Size teker teker o kesimden bu kesimden şu
kesimden insan vardı demeyeceğim, çünkü bu bölücülük olur. Sadece şunu bilin herkes oradaydı, Türk
halkı oradaydı. Aklınıza gelebilecek her türlü etikete sahip insan oradaydı. Bizimkiler de oradaydı,
sizinkiler de, onlarınkiler de.
Olay hakkında kapsamlı bir bilginiz olmayabilir, çünkü Türk medyası (!) bu konuda ( sadece Ulusal Kanal
ve Halk TV kesintisiz canlı yayın yaptı.) susmayı tercih etti. Onları ayıbı. Ben öğrendiğim neredeyse her
şeyi sosyal medyadan öğrendim. Ne yapacağını bilemeyen ve polisin saldırısına maruz kalan Türk halkı
kendini sosyal medyadan duyurdu bu millete. Başbakanımız da sağ olsun açıklamalarını eksik etmedi,
ama tam olarak neyi açıkladığını anlamakta zorluk çektim. Size sırayla bütün olayları anlatmak istiyorum
ki kimin neyin derdinde olduğunu, kimin haksız kimin haklı olduğunu, nelerin çarpıtıldığını anlayın.
Bütün her şey Taksim'deki neredeyse tek yeşil alan olan Gezi Parkı'nın (Topçu Kışlası ve Atatürk Kültür Merkezi ile birlikte) yıkılıp yerine Alışveriş Merkezi (Başbakan'ın dediğine göre müze de yapabilirlermiş, daha kesinleştirmemişler. Ne kadar doğrudur o Başbakanımızın inisiyatifi) yapılacağının duyurulmasıyla başladı. Gezi Parkı'ndaki ağaçların kesilmesini istemeyen gençler çadırlarını ve kitaplarını alarak silahsız bir şekilde oturma eylemi yapmak için Taksim'e gittiler. Tamamen barışçıl bir şekilde eylem yaparken (ki izin almaksızın silahsız eylem yapmak bir bireyin en büyük özgürlüğüdür.) polisin saldırısına uğradılar. Polis, biber gazı ve tazyikli su ile insanları çadırlarından uzaklaştırıp, çadırlarını yaktı. Biliyor musunuz bilmem, biber gazının yanıcı özelliği vardır. Büyük ihtimalle yangının sebebi de buydu. Daha sonra polis orantısız güç kullanmaya devam etti. Silahsız ve savunmasız halka biber gazı sıkmaya devam etti. Bu da damlayı taşıran son damlaydı ki Taksim'e destek için giden insan sayısı dün, bir milyonu geçti. Taksim'deki dayanışma mükemmeldi. Belirli otel ve dükkanlar (ne yazık ki en çok insanın gittiği Burger King ve Starbucks gibi yerler değil) yaralananlara kapılarını açtılar, Taksim bölgesinin 3G bağlantısı kısıtlanınca çevre evlerde yaşayanlar wifi bağlantılarının şifrelerini kaldırdılar, gönüllü avukatlar göz altına alınanlara, gönüllü doktorlar yaralananlara yardım etti.
Bunun yanı sıra polis, içeride insanlar varken metronun kapılarını kapattı, arabaların içlerine ve insanların
sığındıkları yerlere gaz bombası attılar ki biber gazı çok tehlikeli bir gaz olduğundan sadece açık
alanlarda, insanlara direkt olarak nişan alınmamak suretiyle kullanılmalıdır. Polis, gelen ambulansların
yolunu kesti, yaralı insanlara ulaşılmasını engelledi. Taksim'e giden 110 numaralı otobüsün seferleri iptal
edildi diye duydum, ne kadar doğru bilmiyorum, ama bu Türk Halkı'nı durdurmaya yetmedi. Taksim'e
giden halk, köprüyü kullandı. Beşiktaş vapurları doldu taştı. Ancak şöyle de bir durum var; halkın arasında
bulunup da halkı haksız göstermeye çalışan, şiddet dolu gruplar yuvalandı. Bunlar, Beşiktaş'ta dükkanları
yaktılar, çevreye zarar verdiler. Bunu öğrenen doğaya duyarlı halk, hemen Beşiktaş'tan çekildi. Bu
provokatörlerin asıl direnişçilerle alakası yoktur. Bunlar sadece fırsattan istifade edip, ortalığı
karıştırmayı seven tipler. Tek amaçları haklı olan halkı haksız duruma düşürmek.
Türk medyası sessizliğini korurken, yabancı televizyonlardan öğrendik başımıza gelenleri. Bütün
dünyadan "Yanınızdayız! Diren İstanbul!" mesajları geldi. Bruce Willis, Barbara Palvin gibi kişiler, ünlü
yabancı gazetelerin sosyal medyalardaki hesapları konuyla ilgili bilgi verdiler ve bize "Yanınızdayız!"
dediler.
Taksim'deki olaylara tepki olarak Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde insanlar toplandı. İzmir'de, Antalya'da,
Ankara'da, Eskişehir'de, hatta Balıkesir/Bandırma'da bile insanlar toplandılar. 9 sene Bandırma'da
yaşamış bir birey olarak gurur duydum. Bu toplantıların çoğuna da polis aynı şekilde müdahale etti.
Ankara Kuğulupark ve Kızılay Taksim ile aynı sahnelere ev sahipliği yaptı.
Taksim'deki direnişte en ön saflarda Halit Ergenç, Bergüzar Korel, Levent Üzümcü, Memet Ali Alabora,
Okan Bayülgen gibi ünlü sanatçılar vardı. Mehmet Ali Alabora İstanbul Valisi Mutlu'ya çağrıda bulundu,
isteklerini belirtmek istediği söyledi. Enver Aysever ve Fırat Tanış, twitter hesaplarından olayla ilgili
paylaşımlarda bulundular, ancak onların da Taksim de olup olmadığına dair bir bilgim yok. Eğer kontrol
etmek isterseniz twitter kullanıcı adları; @fırattanis @enveraysever2 @leventuzumcu @okanbayulgen
Dün akşam saat 20.00 civarı polis Gezi Parkı'ndan çekilmeye başladı ve parka girişi serbest bıraktı.
Parka akın eden halk bir kez daha gaz bombasına maruz kaldı.
Türkiye genelinde polis müdahaleleri sabahın erken saatlerine kadar sürdü. Bu sabah, polis çekildikten
sonra Taksim'deki halk, ellerine çöp torbalarını aldı bütün meydanı, gezi parkını temizledi. Pırıl pırıldı her
taraf. "Yerlerde bir izmarit bile yoktu." dediler. İnanmıyorsanız girin twitter sayfalarına bakın. Hepsinin fotoğrafı var. Paylaşabildiğim kadarını buradan da paylaşmaya çalışacağım.
Başbakan'ın konuşmalarından bahsetmek istemiyorum, çünkü Gezi Parkı'nda olanların aksine kimse bu
konuşmaya karşı duyarsız değildi. Açın internetten bulun izleyin. Zaten bütün kanallarda verdi.
En son söyleyeceklerim şunlar; bu eylemi yapan insanlar, sadece ağaçların kesilmesine karşı değiller.
Evet, olayın aslı doğa sevgisi, ama bu eylem, bu direniş baskıcı yönetime. Türkiye'yi bölmeye çalışan
herkese. Mutlu bir Türkiye'ye sahip olmamız dileğiyle hoşçakalın, zamanınızı ayırıp okuduğunuz için
teşekkür ederim.
-SH
1984
#2013.06.02
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder